Şərh göndərin |
02.01.2012 02:52 |
|
http://www.gulceedebiyat.net/
GİR/YAN! (Gülce - Çerçeve Cinas)
Ben yanayım yanana, Sen de bana yan ana.
İsrail’e kulsunuz, bu zulme sessizseniz İsrâ ile Aksa’ya, yürünür ses sizseniz.
Seriverin ortaya yürekteki mangalı, Ser’i verin Allah’a beşer onar manga’lı.
Sol yanımda ağrım var evlâdım asra kanar Sol, yanımda al gülüm! Diken kanar el kanar.
Ak sinedir tutuşur bitmez onda ah-u zar Aksinedir şu felek, yollar biter ah uzar…
Kimse sizin şahınız her biri bir gamzede Kimsesizin gül olur gözyaşları gamze’de.
Mah; kumun hasretinde, açar mı selvi ra’na Mahkûmun hanesinde, dolarmış sel virana
Misk insana ulaşsa bayram eder o göz’ler Miskin sana dalaşsa iki gözün dost gözler.
Susarsa cenkte yiğit Kevser yolun son ucu Susarsa ehl-i vicdan, zillettir tek sonucu.
EKREM YALBUZ
|
|
Şərh göndərin |
31.12.2011 01:41 |
|
ÖZLÜ DAMLALAR (gülce-yediveren)
İz, inde başlayıp biterse yalı katta İzinde pislik kokar, iğrendirir her katta
Bir er cesur olursa on bir ere bedeldir Birer kere sıkılır, namert eli bed eldir
Haz anı bahardadır gelince sar anları Hazanını yaşarsın görünce saranları
Binince mazilere, duygu gezer derince Bin ince hüzün yağar, özlemleri derince
Yar başında durursan, harâp eder seni yar Yâr yanında olmazsan, yaban bilir seni yâr
Karından çıkan sancı yansıyınca gözüne Kârına göz dikerler, kir karışır gözüne
Desen çiziyor yaşlar, damla damla düşünce Desen,”kalemi nerde? ” Alır beni düşünce
Yazısını alnının, silinecek belleme Yazı yaban görmeden, sen tarlanı belleme
05.10.2010-İstanbul Asuman Soydan Atasayar
|
|
Şərh göndərin |
29.12.2011 00:28 |
|
HAYDİ GEL !(GÜLCE-Bahçe)
Dili yok resimlerden ellialtı senedir Kaç bayramdır bakarım geleceksin diyerek Yıkarım ellerimle ördüğüm duvarları Sileceksin diyerek yaşını gözlerimin Ah Seni Bilmesem Bilemesem; Düşüp yollara Diyar diyar gezer Arardım izlerini… Gelemezsin, gururun engel oluyor belli Halâ aynı kanatla geziyorsun gökleri İnatla benden uzak mevsimleri yaşarsın Üzüyorsun bir tanem şairini nedense... Dermanı ol, gel gayri ağrıyan dizlerimin! Dili yok resimlerin sararan nefesinden... Moraran dudağımda bitmeyen ıslığımsın Sesinden değişir de iklimimde hendese, Kaybederim kendimi Değişir kâinat, Arar bulamam Bende beni... Nerdesin? Haydi Gel! ...
Mustafa CEYLAN
|
|
Şərh göndərin |
20.12.2011 02:05 |
|
Beşikte Bebek Naçar (ÖZGE)
-I-
Gülkurusu dudaklar, kana buse döşerken Kurşun hedef ayırmaz, ölüme döner zaman. Şarapnele hedeftir, gül dalından düşerken Bombalar yığın yığın, acılar duman duman. Çığlıklar asra bedel, olur semada kirman Çöl kızılı sokaklar, cesetlerle taşarken Her paletin dişlisi, almış ki zulme ferman Ezerken çocukları, el açarım ya Rahmân. Gülkurusu dudaklar, kana buse döşerken Kurşun hedef ayırmaz, ölüme döner zaman.
-II-
Nice yılı eskitti, bu senaryo bir vahşet Oyuncusu lanetli, cürmü geninden geçer. Bol seyirli âlemde, salar kendince dehşet Senaristi bir vampir, oluk oluk kan içer. Kuruyan gülistanlar, tazelenir gül açar Yaradan’ım mazluma, yine özgürlük bahşet Kanadı kırık kuşlar, hem çırpınır hem göçer. Vuslatî paralanmış, beşikte bebek naçar Nice yılı eskitti, bu senaryo bir vahşet.
Osman Öcal
|
|
Şərh göndərin |
19.12.2011 18:30 |
|
HABER: http://www.yesiligdir.com/.......... http://www.yesiligdir.com/haberler/item/8733-istanbul-türkiye-azerbaycan-derneği’nin-1-olağan-genel-kurulu-yapıldı ........................
İstanbul Türkiye Azerbaycan Derneği’nin 1. olağan genel kurulu yapıldı. Azerbaycan'ın İstanbul konsolosunun da katıldığı kurultayda dernek başkanlığına tekrar Sefer Karakoyunlu getirildi
İstanbul Türkiye Azerbaycan Derneği’nin Kadıköy Bahariye’deki dernek merkezinde gerçekleştirilen 1. olağan genel kurul toplantısının divan başkanlığını Ali Karayel yaparken katipliğe de Tuna Güvenç ve Ahmet Demirbaş seçildi. Kongreye Azerbaycan Konsolosu Nuri Guliyv, Bilim Adamı Prof. Dr. Adil Allahverdiyev, Dr. Melahat Allahverdiyeva, Iğdırlılar Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Emirali Karaali, İstanbul Sürücü Okulları Derneği Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri, Aşık Maksut Feryadi, STK temsilcileri ve dernek üyeleri katıldı. Kültür bağları geliştirilecek Kongreye gelen herkese teşekkür eden İstanbul Türkiye Azerbaycan Dernek Başkanı Sefer Karakoyunlu, herkesi derneğe destek çıkmaya davet etti. Derneğin amacının Türkiye ile Azerbaycan arasında köprü kurmak olduğunu ifade eden Karakoyunlu, “İki devletin kültür bağlarını geliştirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Daha güçlü çalışma yapmak için bölgedeki STK’larla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İş adamlarımızla diyaloglar içindeyiz. İş adamlarımızın işçi ihtiyacını kendi insanlarımızdan karşılamak içinde gerekenleri yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz” diye konuştu. Karakoyunlu dernek faaliyetlerini anlattı Derneğin faaliyet raporunu da anlatan Karakoyunlu şu bilgileri verdi; Altı ay önce derneğimizi kurmamıza rağmen çok güzel çalışmalara imza attık. Bölgemizdeki STK temsilcileri ile sürekli irtibat içinde olduk. İstanbul’daki Azerbaycan Başkonsolosluğunu heyet halinde ziyaret ederek kendisinden tüm çalışmalarımıza destek olma sözü aldık. Dernek olarak 3 Temmuz’da 5 yılda bir yapılan Dünya Azerbaycanlılar Kongresi’ne başkanlık nezdinde davet edildik ve Azerbaycan Cumhuriyeti tarafından kabul gördük.
|
|
Şərh göndərin |
18.12.2011 06:47 |
|
Esmer Hayatlar( Gülce/ Triyolemsi)
1.
Derinin derininde, dipte esmer hayatlar Yalnızlık avlusunda, ipte esmer hayatlar.
Kapattım gözlerimi , kulaç açtım maziye Uçsuz bucaksız ufuk; eşlik ettim geziye Bir değil iki değil, yirminci maraziye Derinin derininde, dipte esmer hayatlar.
Yüze yüze karıştım, aktım tuzlu sulara Gözeneklerim içti, derine indi yara Sızılar da sızılar, kimim var gele sara? Yalnızlık avlusunda , ipte esmer hayatlar...
|
|
Şərh göndərin |
18.12.2011 06:33 |
|
ÇAR ÇUR ETME GENÇLİĞİ (Gülce Buluşma)
Gül mevsimi tez geçer, figân etse de bülbül, Figânını duymaz ki, seherde açılan gül. Çarçur etme gençliği, hüsran olmasın gönül! Gül mevsimi misali, tez tükenir bir ömür.
Yol uzun, ömür kısa, Çok çabuk geçer zaman. Birde dönüp bakarsın, Mevsimler olmuş hazan! Elinde tahta asa, çözülür dizin bağı, Bir daha geri dönmez, geçer gençliğin çağı… Gül mevsimi misali, tez tükenir bir ömür.
|
|
Şərhlər (2) |
16.11.2011 13:11 |
|
Van'da meydana gelen 7,2 şiddetindeki depremden sonra ilk yardımı yapan kardeş ülke Azerbaycan’ın yardımları devam ediyor.
Azerbaycan'a bağlı Nahcıvan Özerk Cumhuriyetinden 28 Ekimde yapılan yardımdan sonra ikinci parti 10 tır dolusu gıda ve prefabrik ev Iğdır üzerinden Van iline gönderildi. Nahcıvan Özerk Cumhuriyetinden Iğdır'a gelen yardım tırları çevre yolu üzerinde bulunan Ermeniler tarafından şehit edilen Türkler anıt ve müzesinin önünde beklerken gazetecilere açıklama yapan Azerbaycan Kars Başkonsolosluğuna bağlı Iğdır temsilcisi Rafik Rüstemoğlu “Azerbaycan'ın yardımları devam ediyor bildiğiniz gibi ilk yardımı Azerbaycan devleti yapmıştı 28 Ekimde de yardım gönderdik. 9 kasım da meydana gelen depremden sonra bu yardımları gönderiyoruz 20 prefabrik ev ve acil gıda ve ihtiyaç malzemelerinden oluşuyor. Toplam değeri 65 bin dolardır. Yardımı Van iline götürüp teslim edeceğiz. Bizler kardeş ülkeyiz yardımlarımız sürecektir" dedi. Azerbaycan Kars Başkonsolosu Iğdır temsilcisi Rafik Rüstemoğlu Yardım konvoyunun kendisi tarafından Van’a götürüleceğini belirtti.
Haber: Yeşil Iğdır Gazetesi/ http://www.yesiligdir.com
|
|
Şərh göndərin |
12.02.2011 02:29 |
|
4
|
-I- ‘Hak Teâlâ habibi, yâ Mustafa Muhammed, Dertlilerin tabibi, yâ Mustafa Muhammed. İzhar kıldı Âdem’e, Âdem’den ta Hâtem’e, Nuru doldu âleme, yâ Mustafa Muhammed.’ O’nunla var olmuştur O’nunla yaşar hikmet, Hak Muhammed aşığı İbrahim oğlu Ahmet. Horasan’dan Türklerin manevi hayatına, Asırlarca hükmedip yön vermiş hikmetleri. Dilimizi koruyup daha da zengin kılmış, Derler: “Pîr-i Türkistan”, şair ve büyük veli. Asırdan asra yürür yaşar gelir dilinen, Menkıbeye dayanır hakkındaki bilinen. Kesin değil elbette, bin doksan üç yılında; Güney Kazakistan’da Çimkent Sayram’da doğar. Hafif bir söylence: Bir ihtimal daha var; der ki: Türkistan ‘Yesi’ Yesi şimdi Türkistan kardeş Kazak ülkesi. Babası Sayramlı olup söylenegelir daim, Zamanın ünlü bilginlerinden Şeyh İbrahim. Annesi de Sayramlı, Musa Şeyhin kızı Ayşe ‘Kara Saç’ Hatun. Önce annesi ölür yedisinde babası, Büyütür Yesiliyi Gevher Şehnaz ablası. İlk eğitimini görür babasından Yesevi, Sonra da Aslan Baba alır aynı görevi. Hem hocası olmuştur hem manevi babası, Yükselir ilim ilim o günün genç dehası. Zaman tamam olunca Aslan Baba ölünce, Yol düşer Buhara’ya İşareti alınca. Artık Gezginci Şeyh Yûsuf Hemedânî’nin öğrencisi, Hem de mürididir. Bir dörtlüğünde şöyle der: ‘Ben yirmi yedi yaşta Pir'i buldum; Her ne gördüm perde ile sırrı örttüm; Eşiğine yaslanarak izini öptüm; O sebepten Hakk'a sığınıp geldim ben işte.’ Eğitimi sürdürürken; Hocasıyla birlikte, görerek ve yaşayarak, Hem öğrenir hem öğretir gezerken. Şeyhi ölünce oturur posta, Görevini üstlenip yol açar eşe dosta. Bir müddet sonra Yesi’ye döner, Merkez bulup eğlenir; Ölümü, bin yüz altmış altı diye söylenir. Bir rivayet yüz yirmi bir rivayet yetmiş üç, Kesin tarihi vermek hem yanıltır hem de güç. Türkistan şehrindedir Yesevi’nin türbesi, Yayılmış nefes nefes duymak istersen sesi. Bin üç yüz seksen dokuz bin dört yüz beş arası, Timurlenk tarafından yaptırılmış burası. -II- Yesi, Hoca Ahmet Yesevi’ye, Yesevi deYesi’ye emanettir artık. Artık O’nun görüş ve eğitimiyle aydınlanan Aydın ve hareketli bir kenttir. Kente Türkistan’ın hemen her yerinden öğrenci akar, Akar akar da irşad halkasına katılır. Katılanlar Yesevi ocağından nasiplenip, Nasiplerini dağıtırlar Türkistan’dan Balkanlara. -III- Yayılır dalga dalga hikmetleri dört yana, Ulaşır her bir cana hoşgörü, dinin özü; İslâm’ın gerçek yüzü Tanrı, insan sevgisi. Aydınlık görüşleri Türk’e Türkçe varınca, Benimsenmiş arınca yine kendi dilinden; Bu akışın selinden gevşer gönül sürgüsü. Türk kültürü korunur bozkıra saygı ile Varılmaz kaygı ile toplumun töresi var; Ne set bilir ne duvar geleneği görgüsü. Bilmez miydi Yesevi Arapçayı Farsçayı, Gökten sağarak ayı Türkçeye kardeş kılar; Hala durulmaz sular sürüp gelir sorgusu. Şahittir menkıbeler Sayan sayar muteber Alandan Allah razı Bir dörtlükte şöyle der: ‘Anlamıyorlar âlimler konuştuğumuz Türkçeyi, Ariflerden duyunca açar gönül mülkünü. Ayet hadis manası Türkçe olsa uygundur, Manasını kavrayanlar yere koyar börkünü.’ Farklı yerde farklı unvan, Sevgidir gönüllerde. Keramet sahibidir, derler: 'Pîr-i Türkistan', Yaş yediyken Hızır’a nail 'Hazret-i Sultan', 'Hace Ahmed' de derler ya da 'Kul Hace Ahmed' Anılır başka yerde: O 'Hazret-i Türkistan'. Manevi şahsiyeti hikmetlerinin özü, İslam’dan gelen ışık gecenin aydın yüzü. Asya Türk dünyasının o tanınmış isminde, İlme hizmet görülür hakikatin resminde. Buluşarak yaşamış dünya hali cisminde, Manevi şahsiyeti hikmetlerinin özü. Karahanlı Türkçesi Hakaniye lehçesi, Hikmetlere ölçüdür aruz ile hecesi. Nasiplenip pay alan erenlerin nicesi, İslam’dan gelen ışık gecenin aydın yüzü. -IV- İşte iman işte gerçek, Okuyup anlamak gerek. ‘Dokuz ay dokuz günde yere düştüm, Dokuz saat duramadım göğe uçtum, Arş ve Kürsü derecesini varıp kucakladım, O sebepten altmış üçte girdim yere.’ ‘Bir yaşımda ruhlar bana pay verdi, İki yaşta Peygamberler gelip gördü, Üç yaşımda Kırklar gelip halimi sordu, O sebepten altmış üçte girdim yere,’ Burada verilen yaşlar, Gerçek yaşı olmamalı. Bilimsel açıdan mümkünü var mı? Manevi doğuşun yaşına benzer. Bir kara sevdadır Peygamber aşkı, Ne saray dilemiş ne sırlı köşkü, Eylemiş şiirle var olan meşki, Altmış üç yaşında girmiş hücreye. Ve O’nun için derler ki: Peygamberin ölüm yaşına gelince, Ermek için tutuştuğu murada Yerin altına kazdırıp hücre Ömrünü tamam eder burada. Bir diğer şiirde der ki: ‘Benim Tanrım Kudret ile bir baktı, Mesut olup yer altına girdim işte. Garip kulun bu dünyadan geçti gitti, Sırdaş olup yer altına girdim işte.’ Sanat adına Bir endişe taşımaz Söylediği hikmetlerinde Manzume bir vasıtadır sadece. Müritleri dahi aynı yolu denerler; Hangi hikmet kime ait meseledir ayırmak. Divan-ı Hikmet denir yazıya geçmiş haline, Bir münacaat yüz kırk dört hikmeti vardır, Saymazsak yetmiş üç yeni hikmeti. Zaman on ikinci yüz yıldır, Yazarı Şaban Durmuş; Bir gönül eri. Akaid, İslam’ın esaslarını anlatan Diğer eseri. -V- Sanı kalır gider beşer, Götürürler üçer beşer, Diyar diyar izin düşer, Sen ki Pîr-i Türkistan… Abdal Musa Yunus Emre, Peşinden yürüyen zümre, Gönüllerde birer cemre, Sen ki Pîr-i Türkistan… Tarikatın Yesevilik, Etkilenmiş Haydarilik, Sarı Saltuk Bektaşilik, Sen ki Pîr-i Türkistan… Ahi Evren Ede-Balı, Hünkâr Hacı Bektaş veli, Hepsi birer seher yeli, Sen ki Pîr-i Türkistan… Zaman sınırını aşan, Nice gönülde dolaşan, Türkistan’la kucaklaşan, Sen ki Pîr-i Türkistan… Osman Öcal
|
| |
|
|
Şərh göndərin |
12.02.2011 02:27 |
|
|
‘Hani övdüğümüz bey erenler Dünya benim, diyenler Ecel aldı, yer gizledi, Fani dünya kime kaldı Gelimli gidimli dünya Son ucu ölümlü dünya…’ Ozanların başı ozanlar piri, Doğumu ölümü neredir yeri, Ne kadar yaşamış bilinmez biri; Rivayet edilip söylene gelir. Yaşadığı yüzyıl bile belirsiz Kimi der; Peygambere elçi hanlara vezir Kimi der; Akkoyunlu dönemi… Her söylence med-cezir. Kopuzun telinde bir ulu ozan, Türkün tarihine destanlar düzen, Derleyip toplayıp Aytur’dur yazan, Rivayet edilip söylene gelir. Dedem Korkut’un boyu, Hanlar hanı Bayındır Han’la Horasan’dan göçerek Ulu dağlar, zor ırmaklar geçerek Kars-Anı’ya gelmiştir, Kağızman-Akçakale’yi yaylak, Iğdır-Sürmeli Karakale’yi kışlak bilmiştir. Büyük destan bilgesi Derler ki, Korkut Ata Oğuz’un Bayat Boyundan, Babası Kara Hoca. Dokuz ve on birinci yüzyıllar arasında, Doğum yeri; Türkistan’da Sir-Derya. Bir de oğlu olmuştur, adı da: Ürgeç Dede Türk elinin kocası, Dedem Korkut bir derya. Her rivayet makbul bize Devam edelim söze: Bir evliya O, bir eren Hazreti Muhammed’den hayır dualar alıp Yüce Oğuz halkına O’dur İslam ilmini veren. Dedik ya; bir söylence sadece Belki de bir ekleme… Oğuznameye göre: İki yüz doksan beş yıl yaşamış; Ne bilen var ne gören. Rivayet rivayet rivayet… Türk kavminin atası soyu kamlar soyundan, En saygın rivayette, der ki: Bayat boyundan. Hayır ve şerri bilen, kılavuzdur her zaman, Geçmişten geleceğe kopuzu olur derman. O gün ki töremizde hem ozandır hem şaman, Türk kavminin atası soyu kamlar soyundan. Türkmen Kazak ve Özbek Karakalpak Başkurt’ta, Bilinir Korkut Ata Türk’e vatan her yurtta. Şölenlerle dillenir kültür kenti Bayburt’ta, En saygın rivayette, der ki: Bayat boyundan. Tartışılmaz bir gerçek, Gerçeği Hak bilir ancak. Ancak destanlar söyler ki bize; Bizim dilimizden bizim ilimizden, İlimizden Bayburt çevresinde yaşamış. Yaşamış aynı bölgede Oğuzlarla Kıpçaklar, Kıpçaklarla Gürcülerle savaşları anlatır Korkut Ata. Korkut Ata, şayet yaşamamışsa da Bayburt’a, Bayburt’ta yüzyıllardır destan destan dildedir, Dildedir ihtiyarında gencinde erkeğinde kadında. O Ulu kişi Bir dahidir bir bilge, Oğuz elinde doğan güneş Hanlara beylere övgüler düzen, Kavurur alevi, yanıp sönmeyen ateş. Birer birer anlatır Türk kavminde töreyi, Gaipten haber edip sezgi alır gününde Yol gösterir Oğuz’a gider kendi en önde, İmana gelmeyene silah kılar pireyi. Desturudur doğruluk erce sözünde durur, Gönlü birlikten yana büyük aşkı vatandır. Güçlünün karşısında hep zayıfı tutandır, Ölümü göze alıp olmayanı oldurur. Esirgemez hürmeti aksakallı kocalar, Danışmanı zor işin Türk’ün akıl danesi; Çözümüyle şenlenir hanlar beyler hanesi. Geçmişini bilmeyen gelecekte bocalar, Kılavuz olsun bize yol göstersin atiye; Haram lokma gibidir ele giden methiye. Bakın hele ne demiş, Dirse Han’a a beyler! Yemez yiğit hakkını, Sözünü haktan söyler. ‘Hey Dirse Han beylik ver bu oğlana, Taht ver, erdemlidir. Boynu uzun yüğrük at ver bu oğlana, Binit olsun, hünerlidir. Ağıllardan on bin koyun ver bu oğlana, Şişlik olsun, erdemlidir. Katarından kızıl deve ver bu oğlana, Yük taşıyıcı olsun, hünerlidir. Altın başlı otağ ver bu oğlana, Gölge olsun, erdemlidir. Omuzu kuşlu kaftan ver bu oğlana, Giyer olsun, hünerlidir.’ Türk dünyasında kabul görmüş Efsanevi ululardan bir ilki, Boy boylayan soy soylayan Hem destancı hem ozan. Şiiri nesre yakın belki Nesirleri şiire; Kopuzu yeter ona, Kim demez ki çağlayan. Töre onsuz ad koymaz yetişen tahtsız gezer, Yiğitlik göstermeyen bir ömür bahtsız gezer. Hak eden alır adı yapılan bir törenle, Eğlenir hanlar beyler en görkemli şölenle. ‘Ünümü anla sözümü dinle Pay Püre Bey, Allah Teâlâ sana bir oğul vermiş, uzun yaşatsın. Ak sancak kaldırınca Müslümanlar arkası olsun. Karşı yatan kara karlı dağlardan aşar olsa, Allah Teâlâ senin oğluna güç versin. Kanlı kanlı sulardan geçer olsa, geçit versin. Kalabalık kâfire girince, Allah Teâlâ senin oğluna fırsat versin. Sen oğlunu ‘‘Bamsam’’ diye okşarsın, Bunun adı boz aygırlı Bamsı Beyrek olsun. Adını ben verdim, yaşını Allah versin.’ Birisine Boğaç der birine Bamsı Beyrek, Yiğitsiz olmaz destan işte bir örnek Segrek. Bir ihanet simgesi Kazan Han’ın dayısı, Destan dedik ya sık sık tam on iki sayısı. Her birisi bir boy'un aynı Oğuz töresi, Doğu Anadolu’muz Azerbaycan yöresi. Basmış bağrında saklar Ortaysa Kazakistan, Derler onsuz olur mu Türk yurdu Türkmenistan. Ata Rahmanov’dan dört tane: İğdir, Dışoğuzların Gever Hanlığına Karşı Savaşı, Oğuzların Melâllaşması, Korkut’un Kabri Kazıldı. Nurmırat Esenmıradov’dan iki: Teke Muhammet, Salur Kazan ve İtemcek. Derlenerek yazılmış Her biri ayrı destan; Bunları da eklersek tam on sekiz edecek, Yaşıyor gönül gönül yaşatacak gelecek. Dedem Korkut işte bu Nerde Türk var orda var, Balkanlardan Altay’a Her boy kendinden sayar. Tiyatroda filmde Rastlanılır adına, Şiirlerde masalda Doyulmuyor tadına. Öyle bir ulu ozan ünü dünyayı aşan, Kazılırken görür hep nerde olsa mezarı. Sonunda teslim olur ecel önünde koşan, Sir-Derya’nın ağzı der, rivayetin yazarı. ‘Hani övdüğümüz bey erenler Dünya benim, diyenler Ecel aldı, yer gizledi, Fani dünya kime kaldı Gelimli gidimli dünya Son ucu ölümlü dünya. Bu kara yer bizi de yiyecektir, En nihayet uzun yaşın ucu ölüm, Sonu ayrılık! ’ Kim ki sahip çıkarsa Ozan Korkut Ata’ya, O da onun sahibi Hak düşürmez hataya. Azerbaycan şairi Bahtiyar Vahapzade, Ne diyor bakın hele gönül olmuş azade. “Bir yerde ölüp beş niye bin yerde mezarı Çünkü kazılır her gün gönüllerde mezarı Otlarda, çiçeklerde ve güllerde doğuldu Bir yerde ölüp beş niye bin yerde doğuldu Efsane mi gerçek mi bu insan, ince insan Varlı sesidir, kopmuş o Türk’ün kopuzundan! ” Türkistan’da bir mezar bir mezarda Bayburt’ta, Yaşayacak her daim varsa tek Türk bir yurtta. Dua edeyim Han’ım: ‘Karlı dağların yıkılmasın, Gölgeli ulu ağacın kesilmesin, Taşkın akan güzel suyun kurumasın. Yüce Tanrı seni kötülere el açtırmasın, Koşar iken ak boz atın tökezlenmesin, Vuruşurken kara çelik öz kılıcın çentilmesin, Dürtüşürken alaca gönderin ufanmasın. Aksakallı babanın yeri cennet olsun, Ak pürçekli ananın yeri cennet olsun, Son nefeste imandan ayırmasın. Âmin diyenler tanrının yüzünü görsün, Ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun. Allah’ın verdiği umudu kesilmesin, Derlesin toplasın günahınızı; Adı güzel Muhammed Mustafa yüzü suyu hürmetine bağışlasın, Hânım hey! ..’ Osman Öcal Aytur: Dede Korkut hikâyelerini yazıya ilk geçiren olduğu rivayet edilen Akkoyunlu Ozan.
|
| |
|
Osman Öcal
|
|
|
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
|
|
Yeni xəbərlər
M.F.Dostoyevski, Aydın Talıbzadə, Üzeyir bəy Hacıbəyov, Umberto Eko, Orxan Pamuk, Nazim Hikmət, Nərgiz Cəlilova, Xaqani Haş, Ağalar Məmmədov: bir sözlə kreativ, polemik, intellektual, estetik materiallar məcmusu...
| Aydın Xan (Əbilov), kulturoloq: "Vizual Ruh haqqında Virtual düşüncələr"... "Himnin müəllifi Əhməd Cavad deyil?!" "Müəllifliyini təsdiq edən yazılı mənbə yox idi"... R.Əfəndiyeva: "KQB Asif Atadan boşanmağa məcbur e
| Niyazi Mehdi. Azərbaycan mentalitetində idealizm varmı? Ateizm və ateistlər haqda qısa məlumat... Niyə onlar ateizmi seçirlər?
| Əhməd bəy Ağaoğlunun gizlinləri... 50-dən artıq Azərbaycan ziyalısı dünyaya müraciət etdi... Tamaşaçını хоşbəхtcəsinə ağladan yeni il filmləri... Çeslav Miloş adına ədəbiyyat müsabiqəsinin qalibləri mükafatlandırıldı. 2011-ci ildə mədəni itkilərimiz
|
|